Bir ayet : İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
Bir hadis :Müslüman dilinden ve elinden müslümanların güvende olduğu kişidir. Mümin de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir. (Tirmizi, İman, bab: 12)

Sitemiz üzerinden sorulan sorular ve cevapları

  • Soru: İyi akşamlar, Ben Muminun suresinde geçen " Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar." 6. ayetiyle ilgili soru sormak istiyorum.Bu ayete göre cariyelerin isteği söz konusu olmadan ve cariyelerle bir evlilik söz konusu olmadan cinsi munasebet serbest bırakılmış şeklinde anlıyorum. İslamda cariyelik hususunu biraz açıklar mısınız? İsteği olmadan gibi bir yoruma, savaşta düşmanın elinde kalan esir hiçbir kadının, savaştığı toplumun elinde kalmak istemeyeceği düşüncesiyle yazmaktayım. Bunlar hür bırakılmaya çeşitli ayetlerle teşvik edilmiş ancak faiz ya da içki konularında olduğu gibi daha ileriki zamanlarda tam olarak yasaklayan bir ayet inmemiş sanırım, ben bulamadım. Bu konuyu açıklayabilirseniz sevinirim. Cariyeliğin günümüzde hükmü kalmadığı şeklinde yazılar okudum ancak, ayetteki bilgiler doğrultusunda bu hükmün kalmadığı Kur'an dışında kalınarak nasıl söylenebiliyor? Günümüzde bir savaş olsa ve esir alınan kadınlar olsa nasıl yorumlamak gerekir? Aklıma takılan soruyu inşallah ifade edebilmişimdir. Uzun bir mail oldu ama sıkılmadan okuyup cevap verebilirseniz benim için çok faydalı olacak ve büyük bir karmaşadan kurtaracaktır. İyi akşamlar.

    Cevap :

    Sorunuz temelde kölelikle ilgilidir ve maalesef kölelik, tarihin çeşitli dönemlerinde hep olagelmiş bir vakıadır. İslamın ilk yıllarında da kölelik köklü bir müessese olarak vardır ve İslam ana hedef olarak bu uygulamayı kabul etmemekle beraber, tek taraflı olarak bunun kaldırılması Müslümanların aleyhine ciddi sonuçlar doğuracağından uygulanmıştır. Ancak kölelerin hukuku ile ilgili önemli yasal ilkeler belirlenmiş ve ahlaki prensipler konmuştur. Yine keffaretlerde olduğu gibi her vesileyle insanları özgürleştirme ön plana çıkarılmıştır. Bahsettiğiniz ayette yorumlanan ve kadın köle anlamına gelen cariye ve onlarla evlenme konusuna gelince;

    1- Cariye, sahibinin istediği tasarrufu kullanabileceği mülkü sayılmış, ancak burada, dönemin şartlarına göre lehte önemli düzenlemeler yapmıştır. (Ümmü veled olma, kocasından ayrılmış ve ayrı ülkelerde kalmış olma gibi)

    2-Kölelik sebebi olan savaşlar ile günümüzün savaşları mahiyet olarak farklılıklar arz etmektedir.

    3- Kur'an-ı Kerim'de "cariye" ifadesi bizzat açık olarak geçmemektedir. Sizin de ifade ettiğiniz "ma meleket eymanüküm" yani sağ ellerinizin sahip oldukları ifadesi mecazi bir kullanımdır ve sahip olduklarınız manasına gelmektedir. Bu ifadenin çoğunluk tarafından "cariyeleriniz" şekline izah edilmesi doğru olmakla beraber aynı ayeti anlama noktasında; ayette geçen "ev"= veya edatını, "Yahut" şeklinde terceme edenler de olmuştur ki, benzer tercüme başka ayetlede de  vardır. Bu bakış tercih edildiğinde mana "yani meşru bir nikahla sahip olduklarınız" anlamı verilmektedir.

    Dolayısıyla;İslamın köleliği kaldırmayı hedeflediği ve günümüz dünyasında cariyeliğin olmayacağı düşüncesi ayete rağmen söylenmiş olmamaktadır. Bilakis bu bakış, ayetlerin anlamına daha uygun bir yaklaşımdır denilebilir.

  • Soru: İSKİLİPLİ ATIF HOCA HAKKINDA KISA BİLGİ

    Cevap :

    Iskilipli Atif Hoca Atif Hoca, Iskilip'in Tophane köyünde dogdu. ilk tahsilini köyde yapti. 1893'te Istanbul'a gelip medrese tahsili yapti. 1902'de icazet alarak Darü'l-fünunun ilahiyat Fafültesine girdi. 1903 te fakülteyi bitirip Fatih Camiinde Ders-i Amm olarak kürsüye çikti. 31 Mart vakasindan sonra Sinop'a sürüldü. oradan sungurlu'ya gönderildi. ve daha sonra yanlislik oldugu söylenerek serbest birakildi. Yunanlilar izmir'e çiktiginda ilk tepkiyi, kurdugu 'teal-i islam cemiyeti' vasitasi ile yapti. Kisa zamanda toparlanan Anadolu, isgalcileri; halkça "gavur-islam disi" olan insanlari çikarmayi basardi. Osmanli tarihi kara bir leke ve bitisle karsilasiyordu. Yanlis egitilmelerine neden oldugu çocuklari onlarin yikilmasina neden oluyor, burada ilk hedefte imparatorlugun olusumuna zemin hazirlayan islam ve müslüman halk oluyordu. Bir devlet bitiyor yeni bir devlet kuruluyordu.Müslümanlar saskindi bir o kadar da cahil. Iskilipli Atif Hoca da islam'a bagli örnek bir sahsiyet olarak bu dönemin sikintilarindan payini aliyordu. Sürgün ve hapis.... Ülkedeki 'batililasma ' hareketine karsi "firenk mukallitligi ve sapka" adli eserini 1924'te yazar. kitapta,batinin iç yüzünü çevresindekilere anlatiyordu. Daha sonra yeni bir kanunla vatandaslara ülkeden kovduklari Italyan'lardan üç gemi dolusu satin aldiklari sapkalari giyme mecburiyeti geliyordu. Buna halk ve ulemadan büyük tepki geldi. . Iskilipli Atif Hoca da birbuçuk sene önce yazdigi Firenk Mukallitligi isimli kitabi bahane edilerek tutklandi. Giresun istiklal mahkemesinde yargilanarak suç bulunamamasi nedeni ile Istanbul'a gönderildi. Ancak bir süre sonra yeniden tutuklandi. 26 Aralik 1925 te arkadaslari ile beraber 13 kolluk kuvveti gözetiminde Ankara'ya gönderildi. 26 Ocak 1926 Sali ünü Ankara istiklal mahkemesinde yargilandi.Savci, Iskilipli Atif Hoca için 3 yil hapis cezasi istedi. mahkeme müdafaa için bir gün sonraya birakildi. Ertesi gün mahkeme reisi Kel Ali, müdafaa yapmaya gerek görmeyen Iskilipli Atif Hoca için alinan karari açiklar:IDAM... Yani SEHADET Iskilipli Atif Hoca vakarla ve dudaginda ayetlerle gittigi idam sehpasinda sunu söylüyordu:"zalim ve katillerle elbette mahser günü hesaplasacagiz" (daha geniş bilgi için Mehmet Sılayın Düşün yayınciliktan çıkan İskikipli Atıf Hoca kitabını tavsiye ederiz)

  • Soru: Şu an gümüşhanede ikamet etmekteyim.Ama trabzonda da evim var.Hafta sonları trabzona gittiğimde namazlarımı seferimi kılmalıyım yoksa orda da toprağım olduğu için tam mı kılmalıyım?

    Cevap :

    Trabzonda da  eviniz olduğu için namazları oradada tam kılmanızda bir mahsuriyet yoktur.Mülkünüz olduğu için orasıda vatanınız hükmündedir. Ancak yolda gidip gelirken namazlarınızı seferi kılmanız gerekir.Allaha emanet olun. 

  • Soru: Sayın hocam, Sağlığında İslam dinine inanmayan, dinle,peygamberle alay eden kişiye öldükten sonra camide mevlit okunurmu.? Okuyan imam yada müezzin günaha girer mi? Selamlar.

    Cevap :

    Mevlit Hz. Peygamber için yazılmış şiirlerdir ve pek tabiki bu Hz. Peygambere sevgisi muhabbeti olan insanlar için bir değer ifade eder. İslam dinine inanmayan, peygambere muhabbeti olmayan biri için mevlit  okutmak  hiçbir anlam taşımaz bir değer ifade etmez, ölenede bir faydası olmaz. Okuyan kişi günaha girmez ancak doğru bir şey yapmış olmaz. Allaha emanet olun

  • Soru: Hocam 4 rekatlı bir namazda son tahiyyatta bir rekat kılmayı unuttuğu veya fazla kıldığı aklına gelirse ne yapmak lazım

    Cevap :

    4 rekatlı bir namazda son tahiyyatta bir rekat kılmayı unuttuğunu fark eden kişi, selam vermeden ayağa kalkar ve bir rekat daha kılıp selam verdikten sonra sehiv secdesi yapar.Eğer son tahiyyatta fazla kıldığına hükmederse,fazla kıldığı rekatı  hiç oturmadan kıldıysa  o son rekat nafile olur. Ancak fazla kılınan rekat dördüncü rekatta oturduktan sonra kılındıysa namaz tamamen nafile olur, o dört rekatı tekrar kılması gerekir. Allaha emanet olun.

  • Soru: İman eden kimse kazandığı imanını ömür boyu korumaya ve aynı imanla ölmeye niyet etmesi şart mı?Bir ömür boyu hiç küfre girmeden aynı imanı korumak çok zordur...Biz nasıl bir niyetle -(sabah müslüman akşam kafir akşam kafir sabah müslüman olunan şu zamanda) iman etmeliyiz ki imanımız kabul olsun?İmanda sebat ve sürekliliği nasıl anlamalıyız?

    Cevap :

    İman dil ile ikrar kalp ile tasdikdir. İmanın merkezi kalp olduğu için her şeyden önce niyetimizde samimi olmalıyız. Bahsettiğiniz gibi bir niyet şart değildir. Burada esas olan imanımızı gereği gibi korumaya çalışmaktır. Yani şuurlu ve ihlaslı bir biçimde Rabbimize iman edip hayatımızı onun rızası istikametinde şekillendirmek,yaptığımız hatalardan tevbe etmek ve bir daha işlememek için gayret sarfetmek , Rızay-ı İlahiye aykırı cereyanlara yollara sapmaktan kendimizi ve ehlimizi korumak ve ameli salihle hayatımızın her anını güzelleştimektir. İmanımızda sebatı ancak bu şekilde sağlayabiliriz.Bahsettiğiniz hadis-i şerifde bunu vurgulamaktadır. Rabbim hepimizi  rızası doğrultusunda hayatını şekillendiren kullardan kılsın.Allaha emanet olun. 

  • Soru: kolay gelsin hocam;kaza namazlarını kılar iken belli bir vakittemi kılmak gerekiyor bir sırası varmı günlük kaç rekat kaza namazı kılınabilir yani istedigimiz gün kadar kaza namazı kılabilirmiyiz. borcu olan kişi nafile veya diger namazları kılabilirmi vakit namazlarının sünnetlerini kılar iken kaza namazına niyet edebilirmiyiz teşekkürler hocam

    Cevap :

    Kaza namazı, namaz kılmanın mekruh olduğu üç vakit (sabah tam güneş doğarken yani güneşin doğmasından 45 dakika sonrasına kadar olan vakit  , güneş tepedeyken yani öğlen ezanından önceki 45 dakikalık vakit, birde akşam güneş batarken ) hariç diğer tüm vakitlerde , istendiği kadar  kılınabilir. Borcu olan kişi nafile namaz kılabilir, ancak Cenab-ı Hakk bizi  farzlardan sorumlu tuttuğu için öncelikle farzları eda etmek, vaktinde ifa edemediysek bunların kazalarını süratli bir biçimde yapmaya çalışmak daha doğru olucaktır.Bir namaz için iki niyet olmaz. Mesela ikinda namazı vakti girdiyse önce vakit namazını sünnetiyle farzıyla kılıp daha sonra kaza namazını kılmak gerekir.Allaha emanet olun.